PAMER (Postkolonyal Çalışmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi) - Müdür'ün Mesajı

Postkolonyalizm ile yolum ilk defa tanınmış dil bilimci Noam Chomsky’nin yanında araştırma görevlisi olarak calıştığım dönemde, onun ifadesiyle “anjelik Amerika” mefhumu aracılığı ile kesişmişti. 11 Eylul 2001 tarihindeki ikiz kule ve Pentagon saldırılarının akabinde ABD Başkanı George Bush’un “ya bizimlesiniz, ya da karşımızdasınız” şeklindeki tehditkar ifadelerle oluşturdugu kategoriler, uluslararası siyasette, Chomsky’nin de, daha öncekilerden Frantz Fanon ve Edward Said gibilerin de eleştirdiği ontolojik Batı üstünlüğü iddiasına ve Michel Foucault’un dikkat çektigi temsil sistemleri ve güç arasındaki ilişkiye yakın tarihten güzel bir örneklik teşkil ediyordu. Buna göre, tartışılmaz bir gerçeklik olarak sunulan ve satır aralarında aralıksız işlenerek mekan ve zamana göre yeniden üretilen, Batı’nın bütün şartlar altında doğru, güzel, ahlaki olanı, normatif bütün “pozitif” sıfat ve fiilleri temsil ettiği düşünülürken, bunun böyle olmasına imkan ve meşruiyet sağlayan bir karşıtlığın da Doğu’nun bünyesinde barındırdığına inanılmıştır. Son derece keskin ve kalın hatlarla çizilmiş bu ikili sistemler zinciri, sanattan edebiyata, fenin bütün dallarından sosyal bilimlerin türlü alanlarına kadar uzanan geniş bir yelpazede insanlık tarihinin önemli bir kısmında kendini göstermiş, modernizasyon endeksli gelişim/değişim/ilerleme dışında oluşabilecek alternatif süreçlere kapıyı kapatmıştır. Böylece geçmişin kolonyalizm ve emperyalizm ile şekillenen tecrübeleri de, çağımıza uzanan neoemperyalizm ve neokolonyalizmle yoğurulan bugünkü dünya siyasetinde de sorgulayıcı unsurlar berteraf edilmiştir.Tek pencere Batı’dan açılan, tek yol da Batı’nın yolu olmuş ve bütün insanlık da o yola girmeye zorlanmıştır.

Bu tasvir ettiğimiz ortamda, dünyanın Postkolonyal kritik penceresinden kendini okumasına her zamankinden daha fazla, şimdi ihtiyaç vardır. Zira, varlar (haves) ve yoklar (have-nots) arasındaki uçurumun geçmişe nazaran çok daha büyük bir hız ve ivmede büyüdüğü bugün, adalet ve haklı dağıtım gibi huzuru temin edecek alanlarda eskiye nazaran çok daha fazla problemler yaşanmakta, küreselleşmenin tabii bir sonucu olarak da bunlar ayrıca katlanarak artmaktadır. Varlar ve yoklar, küresel köyde artık birbirinden yalıtık ve uzak değil, bilakis fiziksel veya sanal alanda yanyana bulunmaktadır. Bilgi teknolojisinin, bilgiyi kolay erişilir kılması sonucunda da eşitsizlik, haksızlık, adeletsizlikle sonuçlanan uçurumlar bir anda geniş kitlelerin kapsama alanına girebilmekte, reaktif sonuçları da zaman kaybetmeksizin anında doğurmaktadır.

Bu bağlamda, Postkolonyal perspektifin, sadece Batı-merkezli-onaylı-çıkıslı, bilgi, bilim, siyaset ve hayat felsefesi üretimini tek kabuledilebilir kaynak olarak gören, böylece de alternatifsiz addeden sistemlere cevap üretmesi, hem geçmişi doğru okumak hem de geleceğin tasavvurunu doğru çizmek açısından elzemdir. Postkolonyalizm çalışmaları, bir taraftan bilgi üretimini tektipleşmişlikten ve tektipleştiricilikten kurtaracak, çeşitliliğe imkan sağlayacak, hem de alternatif hayat tarzlarının insanlık tarafından kabul görmesine zemin oluşturacaktır. Bu anlamda, merkezimizin kurumsal anlamda postkolonyal çalışmalar yapan ilk kurum olarak ülkemizde bir ilki gerçeklestiriyor olması akademi dünyası için önemlidir.

Doç. Dr. Merve KAVAKÇI
Merkez Müdürü